Gercek Ilim
Alevi Birlikleri Yayin Organi

AnaiayfaForumYazarlarSiirlerDeyislerArsivTanitimIletisimLinkler
 

Biz Kimiz?
Ilk Kurucular
Alevilik Nedir?
Aleviligin Kurumlari
Guzel Sozler
Hz. Ali'den Ozdeyisler
Kirklar Meclisi

Alevilikte
 

On Iki Imam
Dort Kapi Kirk Makam
On Iki Hizmet
Dedelik Makami
Post Dedesinin Vasiflari
Cem
Musahiplik
Muzik
Dar
Duskunluk
Semah
Dualar
Edebiyat
Kerbela Vakasi
Kerbela ve Takvim
Kerbela Mahser Gunu
Yedi Ulular
Kutsal Gunler
Kurban
Hizir Kulturu
Oruc - Namaz
Cenaze
Nikah
Kadin
Genclik

Hukuk Kosesi
  Aile Birlesimi
Emeklilik
Onemli Linkler
  Alevi Yol
Dr. Ismail Engin
Cem Vakfi
Cem Radyo
Alevi Bektasi Federasyonu
HDF Almanya
Pirsultan.net
Yazarlarimiz
 

Muhiin Cevahir
Zulfikar Yalcinkaya
Ali Sefa
Musa Dikman
Hatice Eldeniz
Haydar Oztoprak
Ali Yakar

Konuk Yazarlar
  Ali Serdar Polat
Murtaza Demir
Ahmet Altan
Ismail Onarli
Mustafa Tosun

Metin Gulbol
Seyyit Miktat Guler
  İlişkilerimiz

Eş-dost söyleşilerinde konuşmanın bir yerinde söz dolanıp eski günlere gelir. Bir çok şeyden söz eder, özelliklede günün getirdiklerinden şikâyetleşiriz. Bazen eskinin güzelliği üzerine uzun söylevler bile verilir. Eski ilişkilerin kalmadığından tutunda eskiden her şeyin daha güzel daha kabul edilebilir olduğuna kadar bir çok şey üzerinde hemfikir olmak hiç de zor olmaz.

Oysa hepimiz biliriz ki; artık bayramlar eskisi gibi olmayacak, kandiller eskisi kadar ilgi görmeyecek bir çok özel gün gelip geçtikten sonra anımsanacak veya eskiden olduğu gibi çok önceden hazırlıkları yapılmayacak. Hata bazı alışkanlıklar, uygulamalar hepten eskir zamanla uygulanmaz olurlar. Ancak eskinin çok değerli ve özel olan günleri tamamen yok olmazlar yeni anlamlar ve değerler kazanıp bir şekilde yaşamaya devam ederlerken onlara yenileri de eklenir. (Anneler günü, kadınlar günü, sevgililer günü...) İnsan ilişkileri sürekli değişiyor ve bu ilişkilerin değişmemesi toplumlarında değiştiği anlamına gelir. İyi ki değişiyor, iyi ki biz eskiyi arıyoruz.

Çok mu iyi olur değişimler ?

Bu soruya herkesin vereceği yanıt farklı olacaktır. Geçmişe neden bağlandığını bile bilmeyen biri için bu katlanamaz ve asla kabul edilemez olabilir. Kimi için iyi ki değişmiştir...

İnsanların alışkanlıkları, ilişkileri neden değişir ?

Sanırım can alıcı soru bu... Bir kere soruyu böyle sorduğumuzda insan ilişkilerinin değiştiğini kabul etmiş oluyoruz. Doğada ve toplumda “değişmeyen tek şey değişimin kendisi.” Bu saptamadan hareketle değişimin kaçınılmaz olduğunu söylemek mümkün... Çevremize gözlemci bir gözle baktığımızda bunu çıplak gözle bile görüyoruz. Mahallemiz, evimiz, arkadaşlarımız, yakınlarımız ve en sonu biz değiştik. Ve bu değişim devam ediyor. Bir yerlerden gelip bir yerlere gidiyoruz. Bulunduğumuz moment (an) sadece bir anlık duraksama yada durduğumuzu sanıyoruz. oysa durduğumuzu sandığımız o momente bile bir şeyler sürekli değişiyor.

Eşyanın değiştiği gibi, toplumların da değişip dönüştüğü yeni bir konu değil. Bu yıllardır tartışılan bir olgu. Doğadaki değişimlerin nedenlerini bir kenara bırakırsak. Toplumdaki değişimin nedenleri üretim ve paylaşımla doğrudan ilgili bir konu.

Toplumsal ilişkiler bir bütün olarak üretim ilişkileri bağlamında ele alınır. İnsanın üretim aletiyle, insanın insanla ilişkisi biçiminde özetlenebilecek toplumsal ilişkiler yani diğer adıyla üretim ilişkileri ne ürettiğimiz ve nasıl ürettiğimizle doğrudan ilintili...

Geçmişin inan dizgeleri dünya görüşleri ve tabiki tüm ilişkiler yumağı dönemlerinin üretim ilişkileri tarafından şekillendirilmiş ilişkilerdir. Bayramlar, kandiller ve diğer bir çok özel günler çıktıkları dönemin üretim ve tüketim ilişkilerinin var ettiği ilişkilerdir. Hiç kimse durduk yerde toplum için daha iyi olacağını var saydığı bir şeyi toplumsal yaşamın bir kuralı olarak üretemez.

Yaşadığımız ilişkilerin bir anlamı ve değeri varsa o mutlaka toplumun yaşamını kazanma biçimlerinin var ettiği bir sonuçtur.

Devenin ulaşım ve nakliyede kullanıldığı bir çağ ve toplumda elbette değeri çok daha farklı olacaktır. Bu gün devenin bu bir zamanlar var olan değerini kamyonlar, trenler ve diğer nakliye araçları almışsa bunda şaşılacak bir şey yok. Buraya kadar kimse bir itirazda bulunmaz. Kimse hala devenin nakliye aracı olarak kullanılmasını savunmaya cesaret edemez. Deve kervanlarının geçtiği güzergah, kervansaraylarda oluşan ilişkilerle tren yollarının veya kamyonların geçtiği yollar üzerindeki duraklama yerlerinde oluşan ilişkiler asla bir biri ile kıyaslanmayacak kadar farklı olmak zorundadır. Devenin ihtiyaçları ile bir kamyonun ihtiyaçları arasındaki farklılık da değişik ilişkilerin kurulmasını zorunlu kılan etmenlerden biri sadece. Bütün bunlara deve ile kamyon, tren veya uçağın hızı arasındaki farkı da eklediğimizde farklı dönemlerde farklı üretim aletleri ile farklı ilişkiler geliştirilmesinin doğal sonucuna varmak olanaklı. Deve ile doksan kilometre oldukça uzak ve yorucu bir yolculuk olurken bu gün saate yüz eli kilometre sürat yapan bir arabayla bu mesafe bir saatlik bir yolculuk bile değildir.

Üretim aletlerinin hızı toplumsal ilişkileri değiştirdiği gibi bazı gelenekleri, görenekleri ve toplumsal olarak kabul görmüş bir çok kuralı da değiştirmekte.

Aynı şeyi el tezgahları ile modern fabrika üretimi arasında gözlemlemek de olanaklı. Aynı şekilde tarlada kara sabanla üretiminin traktörle üretimden de farklı olduğudur. Eski kırsal üretim aletlerinin yetersizliği köylülerin kendi aralarındaki dayanışmasını zorunlu kılmaktaydı. Ancak günümüzün modern tarım aletleri bütün bu yardımlaşma ve dayanışmayı para mal ilişkisine döndürmüş bulunuyor. Eskiden tarlasında harmanında yardım ettiğimiz komşumuz bunun karşılığında bize yardım ederek borcunu öderken şimdi modern tarım aletleriyle yardıma gerek duymuyor. Eğer bir yardım söz konusu olacaksa da bu ücretlendirilmiş bir yardım olmak durumunda.

İnsanın insanla ilişkisi, insanın üretim aletiyle ilişkisinden başlayarak değişime uğrar. Modern çağ insanın insanla ilişkisinden çok insanın üretim aletiyle ilişkisine dayanmakta. Bu da doğal olarak eski bir çok yapının geçmişte olduğu gibi değerli olmamasını ve hatta değişmesini zorunlu kılıyor. Bir çok alışkanlık değişip yerini yenilerine bırakırken inan dizgelerinin ve aktörenin insanlar arasındaki dayanışmayı daha canlı tutmak amacıyla bir zamanlar gündeme getirdiği özel günler artık eskisi kadar önemli olmayabiliyor. Bütün bu gelişime “Ahhh eski günler...” diye tepki vermek bir yere kadar anlamlı olmakla birlikte bu eskide diretmek reaksiyoner bir tavır olmanın çok da ötesine geçemez.

İnsanlar arasında sağlıklı sıcak bağların olması ve bu bağların sevgi, saygı eksenli olmasına yürekten inanmakla birlikte günümüzde eskinin övgüsünü yapmak yerine mevcut durumda ve bu üretim aletleri ve toplumsal örgütleniş içinde insanın nasıl yeniden insanla buluşabileceği üzerine kafa yormanın daha gerçekçi olduğuna inanmaktayım.

İster çağın gereği, isterse de şehirleşmenin doğal sonucu diyin insanın insanla ilişkisinin, insanın üretim aletiyle ve insanın tüketim nesneleri ile ilişkisine dönüşmüş olmasının sürdüğü koşularda bile insanın insanla ilişkisini sağlamak ve insanın insanla buluşmasını yaşamak olanaklı. Bunun araçları da yine çağın ve/veya şehirlerin yine kendisi tarafından var edilmiştir. Şehirde kırı yaşama özlemi duyduğumuz sürece geçmişe methiyeler dizip şehirli olmayacağımız gibi bir şehirli olarak yaşadığımız şehirdeki insanlardan kopacak ve yalnızlaşacağız...

Hasan Kaya

 
 
Dedeler
 


Izzettin Dogan

Sinasi Koc

Haydar Samut

Niyazi Bozdogan

Kamber Kutlu

Ismail Aslandogan

Mahmut Doganoglu

Mustafa Aklibasinda

Veliyettin Ulusoy

Dernekler
 

Lubeck Alevi Kultur Burosu
HAMM ve Cevresi Alevi Kultur Birligi
KOLN Haci Bektas Veli Kultur Tanitim Dernegi
HARBURG Alevi Kultur Birligi
Stuttgart Alevi Kultur Merkezi
Hollanda Aleviler Birligi
Viyana Alevi Kultur Dernegi
Bak-Der Igdeli - Hannover

Konsolosluk Bilgileri
  Askerlik
Dogum
Evlilik
Olum
Pasaport
Pembe Kart
Telefon Numaralari
Vatandaslik
Vekalet
Esya Goturme
Vize Bilgileri
Anasayfa - Yazarlar - Siirler - Deyisler - Arsiv - Tanitim - Iletisim - E-mail - Linkler
20.11.2004 tarihinden itibaren : Tasarim: M. Ali Oksuz