Gercek Ilim
Alevi Birlikleri Yayin Organi

AnaiayfaForumYazarlarSiirlerDeyislerArsivTanitimIletisimLinkler
 

Biz Kimiz?
Ilk Kurucular
Alevilik Nedir?
Aleviligin Kurumlari
Guzel Sozler
Hz. Ali'den Ozdeyisler
Kirklar Meclisi

Alevilikte
 

On Iki Imam
Dort Kapi Kirk Makam
On Iki Hizmet
Dedelik Makami
Post Dedesinin Vasiflari
Cem
Musahiplik
Muzik
Dar
Duskunluk
Semah
Dualar
Edebiyat
Kerbela Vakasi
Kerbela ve Takvim
Kerbela Mahser Gunu
Yedi Ulular
Kutsal Gunler
Kurban
Hizir Kulturu
Oruc - Namaz
Cenaze
Nikah
Kadin
Genclik

Hukuk Kosesi
  Aile Birlesimi
Emeklilik
Onemli Linkler
  Alevi Yol
Dr. Ismail Engin
Cem Vakfi
Cem Radyo
Alevi Bektasi Federasyonu
HDF Almanya
Pirsultan.net
Yazarlarimiz
 

Muhiin Cevahir
Zulfikar Yalcinkaya
Ali Sefa
Musa Dikman
Hatice Eldeniz
Haydar Oztoprak
Ali Yakar

Konuk Yazarlar
  Ali Serdar Polat
Murtaza Demir
Ahmet Altan
Ismail Onarli
Mustafa Tosun

Metin Gulbol
Seyyit Miktat Guler
 
Arkamızdaki kapılar kolay kapanmış olsaydı önümüzdeki kapıların açılması da öylesine zor olmayacaktı.

Yıllardır gündemin dışında bırakılan, kalan Aleviler son dönemlerde sık sık tartışmalara konu olarak “sahnede” yer almaktadır. Bunun birinci sebebi gösterilen çabalar, ikincisi ise dönem bunu gerektirdiği içindir. Türkiye’nin siyasi yapısı alt üst oluş içerisindedir.

Şimdiye kadar sürdürdüğü politikasından sıyrılması gerekmektedir. Bunu herkes bilinmekte ve kendince de değerlendirmektedir. Değişim içinde alabildiğince uğraşmaktadır. Tabii ki, buna karşı Türkiye’nin değişmesini istemeyenlerde hızını arttırmış durumda.

Siyasi arenadaki savaşlar olağandır. Olağanüstü olduğunu savunanlar yerinde saya kalmışlardır. Bilinen tarzlar, bilinen stratejiler ve taktikler. Bunun dışına hiç çıkılmadı ki. Siyaset ile uğraşanlar az çok farkındadır oynanan oyunların. Aleviler de son yıllarda bu oyunun içerisinde yetkince bir rol alma çabasındadır. Lakin bu rolü oynatmamakta direnenlerde az sayılmaz. Hele hele bu engelleyiciler örgütlü bir güç halinde ise ve bu güç yılların tecrübesini taşıyorsa, Alevilere gerçekten bu rol kolay kolay oynatılmaz.

Dünya hızla değişmekte ve gelişmektedir. Hem taktikler, hem de planlar kendisini yeni düzene uyarlamaktadır. Ne yazık ki bu yeniliğe kendini uyarlamayanlar ilkel metotlarının kurbanı olmaktadır. Aleviler dikkat etsinler de bu metotların kurbanı olmasınlar. Global değişiklik ve yenilikler Türkiye’yi kendini yenilemeye ve değiştirmeye zorlamıştır. Bu zorlamalar sonucu, bu güne kadar “taviz vermem” diye ayak direttiği olaylarda bir bir kapılarını açmak zorunda kalmıştır. Kapıyı açarken, sol gösterip sağ vurma misali sonuna kadar değil aralıklı bırakmıştır. Kimileri kapıları sonuna kadar açtığı düşüncesine kapılıp apar topar fırlamaya çalışmıştır açılan kapıdan dışarı. Fakat cüssesi kalın olduğundan kapının aralığına sığmadığını ancak kapıya çarpıp bir yerleri ağrıdıktan sonra fark etmiştir. Kimileri ise halan kapının kapalı olduğunu düşünerek „ ille de kapıyı açın translarına kaptırmıştır kendisini. Oysa yapılması gereken ise, aralanmış kapının sonuna dek açılmasını sağlayacak gücü vermektir.

Gün oldu aramızdan Türkiye’nin değişmek zorunda olduğunu fark edenlerimiz çıktı. Ve “camiye karşılık cem evleri” diye tutturdu. Bir nevi başardı da. Bu başarı verilen herhangi bir mücadele ile elde edilmedi. Türkiye’nin kaçınılmaz değişiminin şartlarından birisiydi. Bunu “Ben yaptım, Alevilerin temsilcisi benim” diyerek kullanmak o kadar da zor olmadı. Siyaset geleneğidir, yakalanan fırsatlar lehte kullanılır. Çok sayıda cem evi kuruldu ve bu atılan adım Alevi camiasında bir yer edinme aracı olarak alabildiğince kullanıldı. Ne var ki kurulan cem evleri Alevi ibadeti değil, kırsal alanda hayvanlara mesken olurken, şehirde ise folklorik gösterilere sahne olmuş durumdadır. Cem evlerinin kurulması amaca hizmet eden bir araçtı ve o araç görevini tamamlamadan devre dışı bırakılmış durumda. Çünkü yürütülmesi gereken politikanın sonuna varıldı ve başka araçlar icat edildi.

Aralanan kapıyı açma çabasının bir diğer çalışması ise Avrupa alanında yapıldı. Kapının aralanmasını sonuna kadar açık sayanlarla doldu taştı bu arena. Geldiği sol gelenekten hiç ayrılmadılar aslında. Onun içinde ufak bir ışığın sızıntısını aydınlık saydılar. İlk etapta elinde bulunanlar, yani Avrupa’da yaşayan Alevileri örgütlemek ile yetindirler. Sol düşünceli Alevileri rahatlıkla bir araya toplayabildiler. Gelenekselliğe değer veren, “ bugün bize hoş geldiniz erenler, Mustafa Kemal’in izinde gidenler” felsefesi ile yaşayanlara ise fazla ulaşamadılar. Onlara ulaşanlar Türkiye’de mevcut durumda işlevsiz kalan cem evleri kurucuları oldular. “ Public Relation” olayını duyanlar saflarda ticaretin en iyisini yaparken, “Allah Allah” diyenler el pençe durdular.

Alevilerin bu güne kadar takip ettiği ve yaşadığı geleneksel siyaseti bir kenara bırakıp, geleceğin siyasetini yapmakla daha verimli olacaktırlar diye düşünüyorum. Avrupa’da örgütlenen Alevilerin büyük bir avantajı vardır. Ellerinde çok da imkanları vardır. Yeniliği getirmek isteyenin kafasını ezmek değil, onu destekleyerek aralanan kapının sonuna kadar açılmasını sağlamak gerekir. Türkiye´de cem evlerini kurucular değil, onları devir almışlar sahip çıkarsa işlev görür. Her şey popüler olmak ise, her şey parlamak ise, gerektiğinden fazla popüler ve gerektiğinde fazla da parlayanlarımız var zaten.

Kapının sadece aralandığını ve sonuna kadar açık olmadığını bilenler, kapının aralandığı halde sonuna kadar açık olduğunu zannedenleri makaraya sarmaları çok doğal değil midir?

Alevilerin eline geçen büyük fırsatların üzerini buğularla kapatma çabalarına girenleri zafer sarhoşluğu içerisinde verdiğimiz cevaplar ile onları başarıya götüreceğimize, onların bu çabalarını boşa çıkarma yollarını bulmak gerekmez mi? Şahsi menfaat ve yükselişimizi planlarken kullandığımız aracın değerini de kabullenmemiz gerekmez mi? Çamur atana çamur atarak onun çamurunu çoğaltmamıza yarar. Bazıları çamuru atmayı boşuna seçmemiştir. Çamur onlar için bir servettir. Neden servetlerine servet katılıyor!

Mantık ve duygunun yan yana yaşadığı fakat bir birine karıştığı andan itibaren ikisinde işlevini yitirdiğini bilmeyen yoktur. Dünyada var olan ateş ve suyun yan yana yaşadığını fakat bir birine karıştığı zaman bir birini yok etmeye mahkum olduğunu bilmeyen de yoktur. O halde Aleviliğin siyasetini yapanlar ile Aleviliğin öğretisini yayanlar yan yana iken neden bir birine karıştı. Burada bir terslik yok mudur? Siyaseti yapanlar öğretiyi yayanlara yol açanlar olsun. Öğretiyi yayanlar ise siyaseti yapanlara güç olsun. Bir birine karışmasın. Öğretiyi dağıtan siyasetçi, siyasetçi olan ise öğretiyi dağıtan olmasın. Öyle olduğu takdirde sözüm ona bir birini güçlendirme adı altında bir birini yok edenler ordusu oluşacaktır. Sonuçta yeni yapılanmada nefsine sahip çıkılmadığı içinde kaybedenler yine aleviler olacaktır.

Avrupa’da yenilikçilere fırsat tanımalı, Türkiye’de ise kurulan cem evlerini işlevine kavuşturmak gerekmektedir. Alevi öğretisinin bilim ve araştırmacıları ise önce izzeti nefislerini yensinler, sonra araştırmalarını yaysınlar. Yarış içerisinde olmanın bir faydası yoktur. Öğreti ya birdir. Ya da hiç yoktur. Yok ise sahnede yer almanın da bir faydası yoktur. Böyle devam ederseniz, sahnede inerken tezahürat değil yumurta yiyeceğinize emin olabilirsiniz.

 
 
Dedeler
 


Izzettin Dogan

Sinasi Koc

Haydar Samut

Niyazi Bozdogan

Kamber Kutlu

Ismail Aslandogan

Mahmut Doganoglu

Mustafa Aklibasinda

Veliyettin Ulusoy

Dernekler
 

Lubeck Alevi Kultur Burosu
HAMM ve Cevresi Alevi Kultur Birligi
KOLN Haci Bektas Veli Kultur Tanitim Dernegi
HARBURG Alevi Kultur Birligi
Stuttgart Alevi Kultur Merkezi
Hollanda Aleviler Birligi
Viyana Alevi Kultur Dernegi
Bak-Der Igdeli - Hannover

Konsolosluk Bilgileri
  Askerlik
Dogum
Evlilik
Olum
Pasaport
Pembe Kart
Telefon Numaralari
Vatandaslik
Vekalet
Esya Goturme
Vize Bilgileri
Anasayfa - Yazarlar - Siirler - Deyisler - Arsiv - Tanitim - Iletisim - E-mail - Linkler
20.11.2004 tarihinden itibaren : Tasarim: M. Ali Oksuz